Gidin; hepiniz gidin!

06 Ekim 2008 Ali SEVİMLİ Kategori: SevdiÄŸim Yazılar Yorum Yok »

“Saldırının hesabı sorulacak”, “Ayrım gözetmeden terörü lanetlemeyiz”, “Etkili mücadele için siyasi irade ve kararlılık sergilenmeli”, “Kanları yerde kalmayacak”, “Milli birlik ve beraberliÄŸe en çok ihtiyaç duyulan ÅŸu günlerde…” Vesaire, vesaire, vesaire…

Devamını oku »


1 ve 0

12 Eylül 2008 Ali SEVİMLİ Kategori: SevdiÄŸim Yazılar Yorum Yok »

1982 yılı…
Gazi üniversitesi basın yayın yüksek okulunda 2.sınıf ögrencileri türkiye ekonomisi dersinin hocası
bekliyor sınıf ögrencilerin gürültü patırtısıyla sallanırken sert görünümlü hoca kapıda beliriyor.
İçeriye kızgın bir bakış atıp kürsüye geçiyor tebeÅŸirle tahtaya kocaman 1 rakamı çiziyor bakın diyor “bu kiÅŸikliktir hayatta sahip olabileceginiz en deÄŸerli ÅŸey…
“sonra 1 in yanına bir (0 )koyuyor.”bu baÅŸarıdır baÅŸarı bir kiÅŸilik(1)i(10)
yapıyor bir (0) daha”bu tecrübedir 10 iken 100 olursunuz.
Sıfırlar böyle uzayıp gidiyor. yetenek…disiplin…sevgi… eklenen her yeni (0)ın kiÅŸiliÄŸi 10 kat
zenginleÅŸtirdiÄŸini anlatıyor hoca.. Devamını oku »


“Ben deÄŸiÅŸmem, ben buyum!”

29 Mart 2008 Ali SEVİMLİ Kategori: SevdiÄŸim Yazılar Yorum Yok »

“Ben deÄŸiÅŸmem, ben buyum” diyen kimse hiç deÄŸiÅŸmez. Çünkü deÄŸiÅŸmeye niyeti yoktur. “Ben deÄŸiÅŸmem, ben buyum.” sözü bir bakıma doÄŸrudur. İnsanlar hiçbir zaman bütün bütün deÄŸiÅŸmezler.

Devamını oku »


Genç Siviller: Tek parti olsun, temiz olsun

16 Mart 2008 Ali SEVİMLİ Kategori: SevdiÄŸim Yazılar Yorum Yok »

Genç Siviller, birbirinden ilginç eylemleriyle dikkat çekiyor. Genç Siviller’in gündeminde dün kapatma davası vardı.Genç Sivil

Yine çok konuÅŸulacak sloganlar ortaya atıldı: “DTP, AKP tamam, kaldı 48! Düzgün bir demokrasimiz olmadı, bari adam gibi bir totalitarizmimiz olsun. Tek parti olsun, temiz olsun.” Gençler, AK Parti’yi kapatmak için kendi gerekçelerini de ironik bir üslupla sıraladı. Bunlardan bazıları şöyle:
Devamını oku »


Ey Bilgisayar Programcısı Arkadaş!

17 Åžubat 2008 Ali SEVİMLİ Kategori: SevdiÄŸim Yazılar 2 Yorum »

İnşallah iyi bir donanımcı veya iyi bir programcı veya iyi bir networkçü
veya iyi bir system administrator olacaksın.

Yanlız şu mühim meseleleri sakın aklından çıkarma: Bu kainatın öyle bir
donanımcısı vardır ki, bütün mevcudâtı ve içinde yer yüzünü create etmiş,
güneÅŸi bir power source, ayı bir system clock yapmış. O power source’dir ki
kesintiye uğramaz ve o system clocktur ki şaşmaz ve şaşırmaz, o donanımcının
ilminin ve sanatının nihayetsizliğini gösterir.

Bu zât aynı zamanda öyle yüce bir programcıdır ki, şu muazzam dünya üzerinde
çalışacak şekilde koca hayat programını yazmış, yüzbinlerce yıldan fazladır,
error verdirmeden, crash ettirmeden çalıştırıyor. Eğer onun ne kadar iyi bir
programcı olduğunu da anlamak istersen, önce kendine bak. Gözünle
göremediğin küçücük bir hücrene bütün kodunu save etmiş ve yine o küçücük
hücrende execute ettiriyor. Madem ki DNA’nın bir program olduÄŸu apaçıktır,
ve bir program programcısız olamaz demek ki senin programcılığın ancak o
büyük zâtın programcılığına ancak bir ayna hükmündedir.

Yine senin bütün hücrelerinden oluÅŸturduÄŸu network’ün içinde hadsiz
protokollerle o hücreleri konuşturduğu gibi, madem ki senin de diğer
insanlarla türlü dillerde ve protokollerde konuşabilmen için gerekli
donanımı yanına vermiştir, öylece de gördürüyor, konuşturuyor ve dinletiyor.

Ve madem ki sen etrafındaki bütün cisimlerden haber alasın diye işık, ses
gibi türlü mediayı hazırlamış kullandırıyor, ve sen bunları keşfeder,
kullanır fakat bir yenisini ekleyemezsin, o halde öyle büyük bir network
uzmanı zât vardır ki senin her türlü ihtiyacını bilir, ona göre teçhizatını
verir. Senin networkçülüğün ancak onun, sonsuz ilminden sana verdiği bir
küçük parça ve bir büyük nimettir.

Arkadaş, aldanma! Şu güzel dünya hayatı programı bir limited trial
version’dur, görüyorsun ki elde ettiÄŸin malı mülkü hiç bir surette save
edemiyorsun. Öyle ise, bu kâinat yazılımını yazanı tanı. Hem hiç mümkün
müdür ki bir programcı bu kadar güzel bir program yapsın ve yaptığı
programda about kesimi koyup kendini tanıttırmasın.

Öyle ise bu kainatın en büyük donanımcısı, programcısı, networkçüsü ve system

administrator’u olan
zâtın her yere işlediği about kesimlerini gör, öğren,full versiyonunu
kazanmak için çalış. Unutma ki hiç bir hareketin atlanmadan çok dikkatli
loglar tutuluyor. Bu loglar herşeye gücü yeten o system administrator
tarafından kontrol edilecektir.

Ey insan! İnsan isen, şu güzel işlere, tabiatı, tesadüfü, abesiyeti,
dalaleti karıştırma; çirkin etme, çirkin yapma, çirkin olma.


“Menim güççük cücelerim”

11 Åžubat 2008 Ali SEVİMLİ Kategori: SevdiÄŸim Yazılar Yorum Yok »

Öyle bir şarkı vardı hatırlar mısınız?
“Tarlalarda boy atasız,
Ananıza tez çatasız…”
Filan gibi mısralarla devam ederdi… Andıç medyası ve kadrolaÅŸmış jakobenizm ile mücadele ederken aklıma hep bu türkü geliyor.
Fikrin en ufak kırıntısına hasret kaldığımız, iliÄŸine kadar iÅŸlemiÅŸ kliÅŸelerin, tek tipçiliÄŸin bayraklaÅŸtırıldığı ülkenin ‘efendim baÅŸka sorunlar dururken, nerden çıktı bu türban’ diyenlerin cıngılı olmalı bu türkü…Mesela şöyle bir mantığın ne kadar sakat olduÄŸunu bilmeden kurgulayabiliyorlar: “Efendim bakınız iÅŸte, yapılan araÅŸtırmaya göre, örtünmeden dolayı üniversite okuyamayan kızların oranı yüzde 1 bile deÄŸil…”

Eh be canım ağabeycim, kendi kazdığın kuyuya düşmüş olmuyor musun o halde?

Bu küçümsediÄŸin ‘yüzde 1′lik kısmın korkusundan ülkeyi bir gerilim çanağına çeviren kim, sen misin yoksa kedi mi?

Bir cüce palavrası daha: Toplumsal mutabakat!

İlk bakışta afili, cafcaflı, janjanlı görünüyor değil mi?

“Efendim yasak kalksın diyoruz, ancak toplumsal mutabakat ile kalksın…”

Canımın içi jakobenlerim, özgürlüklerin kalkması için mutabakat filan aranmaz. Söz gelimi toplumun yüzde 1′ini bile oluÅŸturmayan bir azınlığın, herhangi bir hakkını vermek için mutabakat ararsanız, bu ülkede azınlıkların esamesi okunmaz!

Hem bu yasağı hangi toplumsal mutabakatla koydunuz ki, kaldırılırken mutabakat arıyorsunuz?

Özgürlükler için deÄŸil, yasaklar için toplumsal mutabakat aranır…

Ha, ‘deÄŸil yüzde 46, yüzde 99 alsalar bile bu ülkeyi onların yönetmesine izin vermeyiz’ diyen jakoben kafadansanız elbette yapacak bir ÅŸey yok!

Ve fakat, kiÅŸisel anlamda inanca alerji duyanları anlamaya çabalamakla beraber, yaptıkları manipülasyon ve art niyetlerini midemin kaldırmadığını ifade etmek isterim. GeçtiÄŸimiz gün bir öğretmenimiz bana mail atmış. Diyor ki: “37 yıllık öğretmenlik dönemimde hep çaÄŸdaÅŸ çizgide eÄŸitim verdim, sizin gibi yazarları okudukça boÅŸuna çabaladığımı düşünüyorum…”

Ülkenin kendi kliÅŸe genellemeleriyle bakıldığında hocamız ne kadar da haklı… KliÅŸe mi, buyurun iÅŸte önceki gün cehaletin azgınlaÅŸtırdığı bir jakoben yazmış, ‘kapanarak özgürleÅŸilmez…’ ÖzgürleÅŸmeyi kılık kıyafette, dış görünümde algılayan bu zihniyete, pigmeleri en çaÄŸdaÅŸ ve özgür insanlar diye sunmakta sakınca yok o halde: Türkiye, Etiyopya olacaktır! (Pigme ve Etiyopyalılardan özür dileyerek tabii.)

‘Türban olayını kaşıyorlar, böyle bir sorun yoktu’ diyenlerin gözlerinde çok ciddi sorun olduÄŸuna inanmaktayım. Tabii ki kendilerine göre sorun yoktur, olmayacaktır! İnancını yaÅŸamayı yasaklayanların, olayı kaşıya kaşıya yaraya, ardından kangrene dönüştürdüklerinin kanıtı da vardır elimizde. Misal bir genç araÅŸtırmacı oturup Andıç Medyası’nda bir yılda yer alan köşe yazılarının bir istatistiÄŸini çıkarsa da görsek!

Acaba kaç köşe yazısı inanç aleyhine ve dindar insanların rahatsız olacağı yazıdır? Din ve dindar aleyhine yapılan haberlerin rakamsal verisi ortaya çıktığında, kaşıyıcılar ve yarası olanların tablosu ortaya çıkacaktır eminim.

Bir başka palavra: Ekonomik sıkıntı devam ederken bu türban çabası niye?

Allah Allah! Kimse ’sadece türbanla uÄŸraşılsın’ demiyor ki! Bir yandan özgürlükçü yasalar çıkarken, ekonomiyi askıya alanlar mı var? Bu milletin hepsi o cücelerden midir ki, sadece aklına sapladığı dogmayla uÄŸraÅŸsın, baÅŸka her ÅŸeyi ikinci plana itsin…

Ah ne diyordu baştaki şarkı; cük cük cücelerim, menim güççük cücelerim!

NOT: Tam yazıyı noktaladığımda ‘Biz kaç kiÅŸiyiz’ diye bir siteye girdim. Manzara gerçekten inanılmaz. Ancak gelecek yazıya detaylı ÅŸekilde alabiliriz.
11 Åžubat 2008, Pazartesi


‘Ar’ damarımız ne zaman çatladı?

09 Ocak 2008 Ali SEVİMLİ Kategori: SevdiÄŸim Yazılar Yorum Yok »

Sabah kuşağındaki programlara bir bakın; 10.00-Arım balım Peteğim (Show)
10.30-Sabahların sultanı (Seda Sayan Kanal D)
10.15-Siz mutlu Lerzan mutlu (FOX)
10.55-İtirazım var (atv) Bu dört programın temel malzemesi sıkı aile dramları…
Aldatma, teca…, kaçırma gibi aksiyonlar en makbulleri.
Hele çocuk da varsa “reytinge” doyum olmuyor…Bunlar tam bitiyor ardından 2 kadın programı daha baÅŸlıyor;14.30-İnci ErtuÄŸrul-Sizin sesiniz (Star)
14.50-Esra Ceyhan ile (Kanal D)Malzeme yine aynı…
“Ar” etmeden hayatını anlatacak insanlar…
Bir psikolog oturtuluyor baÅŸ köşeye…
Makbul olan kiÅŸi de Prof. Dr. Arif Verimli…
Ben anlamıyorum vallahi…
Arif Verimli’nin iÅŸi gücü yok mu?
Ne zaman TV’yi açsam mutlaka bir kanalda boy gösteriyor.
Neyse…Öğle saatlerini İnci ErtuÄŸrul ve Serap Ezgü ile bilgilenerek(!) geçiren ekran tutkunları öğleden sonra ÅŸu programlara takılıyor;

15.45-İkbal’le hayatı paylaÅŸmak (Kanal 7)
16.45-Şebnem Kısaparmakla paylaştıkça (Fox)
16.45-Serap Ezgü ile biz bize (Show)
Alıntı; internethaber.com Hacer ALKAN

Bende şunları sölemek istiyorum Hacer hanım ne güzel sölemiş gerçi ama içimi dökemek istiyorum.

Özellikle sözlerim İkbal Gürpınar hanım abla için, ablam, güzel ablam seni hakikaten çok seviyoruz. AMA BIRAAAAAK ÅžU KADIN PROGRAMLARINI. YEMİN EDİYORUM ÅŸu etrafımda kaç kiÅŸi nefret eder hale geldi artık. BIKTIK ARTIK KİMİN KOCASI NE BOK YEMİŞ, KİMİN KARISI KİMİNLE YATIP KALMIÅž LANET OLSUN BU PROGRAMLARA. HERGÜN HERGÜN ÇIKMIÅž GELMİŞLER ORAYA. Ar namus bilmeyen 3-5 kiÅŸi yüzünden tüm Türkiye Etkileniyor bundan bunun hiç farkında mısınız??. Ben kaç defa kavga ettim Annem babamla… Niye? Sırf sizin programlarınızda ki saçma saçma konular yüzünden. İnsanların güzel bir düşüncesi olsa bile, hayırlı bir yolda olsa bu yoldan alı koyuyorsunuz…
İKBAL ABLAM, DiÄŸerlerini saymıyorum bile… N’Olur Daha fazla nefret ettirmeden BIRAK BU KADIN PROGRAMINI… BIRAK… HAKİKATEN ÇOK ÜZÜLÜYORUM….


Hal-i pür melalimiz!

05 Ocak 2008 Ali SEVİMLİ Kategori: SevdiÄŸim Yazılar 1 Yorum »

Diyelim ki Avrupa’nın herhangi bir köşesinde yaÅŸayan bir yabancısınız. Yine diyelim ki çok iyi Türk dostlarınız var ve sizi yılbaşı tatilinde ülkelerine davet etti. Binip uçaÄŸa geldiniz güzelim Türkiye’ye.Hava bozuk, dışarı çıkmak mümkün deÄŸil ve oturdunuz Türk ev sahibinizle televizyon izlemekten baÅŸka seçeneÄŸiniz kalmadı. Ve Türk tercüman eÅŸliÄŸinde baÅŸladınız Türk televizyonlarını izlemeye…
Sabahın erken saatinde televizyonun tuÅŸuna dokunduÄŸunuz an evinizin içine, sanatçı geçinenlerin vıcık vıcık iliÅŸkileri doluverdi. Üstelik magazin adı altında. Sanatçıların burnuna dayatılan kameralar, ‘ünlüsün o halde benimsin’ zihniyetindeki paparazziler, ‘Çekme kardeÅŸim… Ama benim görevim’ ÅŸeklinde bitmek bilmeyen müptezellikler. Ne kadar marjinal, problemli kiÅŸilik varsa alayı magazin programı adı altında üzerinize boca edildi.Bu ülkenin sanatı hakkında iyi kötü bir fikir edindiniz ve kahvaltı sofrasına otururken baÅŸladı baÅŸka programlar. Seda’lar, Petek’ler, Lerzan’lar… Bu sefer toplumun alt tabakasındaki bataklığın ekrandan üzerinize boÅŸaltılması. Teca*** edilmiÅŸse Lerzan’a, evden kaçmışsa Seda’ya, ÅŸiddet görmüşse Petek’e… Tuhaf hıçkırışlar, acayip stüdyo konukları, abuk sabuk cümleler vesaire… Ulusal kanalda sabah sabah üzerinize gelen bir baÅŸka çarpıklık.Bir de merak edip, program yapanların kimlikleri hakkında malumat istediniz. Biri oÄŸlu yaşındaki çocukla beraber yaÅŸamış, diÄŸeri babası yaşındaki adamla beraber yaşıyor, öteki hakkında söylenenlerin haddi hesabı yok…

Arada Meclis TV diye bir yeri açtınız; ama durum daha fena. Asık suratlı ve sinirli, takım elbiseli adamlar, hepsi birbirini vatan haini olarak suçluyor…

Öğlen oldu bu kez kadın programları baÅŸladı. Koca dayağından komÅŸu adama kaçmış kadınlar, baba ÅŸiddetinden psikopat adamlara kaçmış kızlar, yaÄŸlı kenar mahalle ablalarının yorumları, diÅŸleri dökük amcaların ‘gel, milyonlarca seyirci önünde söz veriyorum bir daha dövmiycem’ diyen korkutucu tipler…

Karakol ve adliye binasına gitmek yerine TV binasını tercih eden bir ülkenin ahfadı…

Bir ara kapı önüne çıkıp tam normalleÅŸmeye baÅŸlamışken, akÅŸam haberleri için tekrar TV karşısına geçiÅŸ… Terör haberleri, cinayetler, ihanetler… Kurgu mu gerçek mi belli olmayan, güncel mi arÅŸiv mi karışık duran görüntüler, fona giydirilmiÅŸ ünlü film müzikleri, kendisi psikopat olan sunucuların dilinden ülkenin halleri…

‘Yılbaşı gecesi turist kızları sıkıştırmış, çemkirmiÅŸ çakal’ diyen ruh hastası sosyopatlar…

Tam da, ‘yok mu bu ülkenin mutlu yüzleri, gülen insanları’ derken, karşınıza çıkan yarışma programları. Hiçbir ÅŸey bilmeden milyarları al götür naraları. ‘Kutuları açalım, milyonları saçalım’ cömertliÄŸi… Gündüz kadın programında gözyaşı döken ablalar, teyzeler, frapan giysiler, abartılı makyajlar ile yarışmacı olmuÅŸlar…

Allah’a şükür ki daha siz Memedalibey’e denk gelmediniz, yoksa hepten harcamıştınız biz Türkleri!

Gece uyurken ve zihninizde ‘bu nasıl bir ülkedir?’ diye sorgularken, ertesi gün elinize geçen gazetelerin televizyonlardan daha berbat olduÄŸunu görmeniz. İnterneti söylemeye bile gerek yokken üstelik…

Ve diyelim ki, bitti tatiliniz ve memleketinize döndünüz. Bir dostunuz ile karşılaÅŸtınız ve size o meÅŸ’um soruyu sordu: ‘Ee anlat bakalım, nasıl bir ülke Türkiye?’ Ne cevap verirsiniz? Pardon!.. Yüksek sesle lütfen…
05 Ocak 2008, Cumartesi - Zaman