5 Şubat 2008 | Kategoriler: Diğer | Etiketler:

Merhaba; rh+sanart Dergisi’nce bu yıl dördüncüsü düzenlenen Yılın Genç Ressamı Yarışması’nda ilk 10′a kalan finalistler belli oldu. Bu güzel insanlardan biri tanıdığımız arkadaşlardan Ahmet BİROL. Kendisine Başarılar diliyorum..

Tanıyalım;

Ahmet Birol

Ahmet Birol


1980 Kırıkkale doğumlu.
Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü Mezunu. Halen Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Resim Dalı Yüksek Lisans Eğitimine devam etmekte.

Bir sanatçının sanat görüşünün, bir sanatçı için zor bir soru olduğunu, aynı zamanda belirli bir kalıp şeklinde ifade etmenin çok suni olacağını düşünüyor. Sanatçıların sezgileriyle hareket ettiğini, yine de fikir vermek gerekirse “nasıl bir tarzda yapıt üretmek” sorusunu tartışmak konusunda Richter’e katıldığını ve kalkıp “sürrealistler” gibi resim yapmanın anlamı olmadığını, yapıt hakkında çok fazla açıklamanın yapıtın büyüsüne zarar verdiğini düşünüyor. Yaşadığı çağı nasıl algıladığının ürettiği işlere yansıyacağını düşündüğünü belirten Birol, bir sanatçı olarak yaşamını sanatına taşımaya çalıştığını ifade ediyor. Plastik sanatlarda aynı anda birçok tarzda eser verebilmesi ve üretken biri olması açısından günümüz sanatçı profiline uyduğunu düşündüğü Gerhard Richter’den etkileniyor.

Sosyal ilişkiler serisinden (Almanya) tuval üzerine yağlıboya 70×100

Sosyal ilişkiler serisinden (Almanya) tuval üzerine yağlıboya


Sosyal ilişkiler serisinden (Fransa) tuval üzerine yağlıboya 70×110Sosyal ilişkiler serisinden (Fransa) tuval üzerine yağlıboya 70×110

Sosyal ilişkiler serisinden (Japonya) tuval üzerine yağlıboya 70×125Sosyal ilişkiler serisinden (Japonya) tuval üzerine yağlıboya 70×125

http://www.rhsanat.com.tr/

Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir.
T.C. Ankara 12. Sulh Ceza Mahkemesi 17/01/2008 Tarih ve 2008/55 nolu kararı gereği bu siteye erişim engellenmiştir.
Access to this web site has been suspended in accordance with decision no: 2008/55 of T.R. Ankara 12th Criminal Court of Peace.

Bence iyi oldu, özgürlüğün bo… unu çıkarmanın manası yok… Bence açılmasın bi daha, video kaldırma falan hikaye. Yapanın eline sağlık diyorum.

18 Ocak 2008 | Kategoriler: Diğer | Etiketler: , ,

Sayın abonemiz Turkcell E-posta Adresi servisi 3 ay sonra kapatılacaktır. 3 ay boyunca hesabınızdan e-posta gönderebilir ve alabilirsiniz. Bilgilerinize sunarız. | Turkcell

Benden başka kime geldi bu mesaj?

9 Ocak 2008 | Kategoriler: Sevdiğim Yazılar | Etiketler: , , , , , , ,

Sabah kuşağındaki programlara bir bakın; 10.00-Arım balım Peteğim (Show)
10.30-Sabahların sultanı (Seda Sayan Kanal D)
10.15-Siz mutlu Lerzan mutlu (FOX)
10.55-İtirazım var (atv) Bu dört programın temel malzemesi sıkı aile dramları…
Aldatma, teca…, kaçırma gibi aksiyonlar en makbulleri.
Hele çocuk da varsa “reytinge” doyum olmuyor…Bunlar tam bitiyor ardından 2 kadın programı daha başlıyor;14.30-İnci Ertuğrul-Sizin sesiniz (Star)
14.50-Esra Ceyhan ile (Kanal D)Malzeme yine aynı…
“Ar” etmeden hayatını anlatacak insanlar…
Bir psikolog oturtuluyor baş köşeye…
Makbul olan kişi de Prof. Dr. Arif Verimli…
Ben anlamıyorum vallahi…
Arif Verimli’nin işi gücü yok mu?
Ne zaman TV’yi açsam mutlaka bir kanalda boy gösteriyor.
Neyse…Öğle saatlerini İnci Ertuğrul ve Serap Ezgü ile bilgilenerek(!) geçiren ekran tutkunları öğleden sonra şu programlara takılıyor;

15.45-İkbal’le hayatı paylaşmak (Kanal 7)
16.45-Şebnem Kısaparmakla paylaştıkça (Fox)
16.45-Serap Ezgü ile biz bize (Show)
Alıntı; internethaber.com Hacer ALKAN

Bende şunları sölemek istiyorum Hacer hanım ne güzel sölemiş gerçi ama içimi dökemek istiyorum.

Özellikle sözlerim İkbal Gürpınar hanım abla için, ablam, güzel ablam seni hakikaten çok seviyoruz. AMA BIRAAAAAK ŞU KADIN PROGRAMLARINI. YEMİN EDİYORUM şu etrafımda kaç kişi nefret eder hale geldi artık. BIKTIK ARTIK KİMİN KOCASI NE BOK YEMİŞ, KİMİN KARISI KİMİNLE YATIP KALMIŞ LANET OLSUN BU PROGRAMLARA. HERGÜN HERGÜN ÇIKMIŞ GELMİŞLER ORAYA. Ar namus bilmeyen 3-5 kişi yüzünden tüm Türkiye Etkileniyor bundan bunun hiç farkında mısınız??. Ben kaç defa kavga ettim Annem babamla… Niye? Sırf sizin programlarınızda ki saçma saçma konular yüzünden. İnsanların güzel bir düşüncesi olsa bile, hayırlı bir yolda olsa bu yoldan alı koyuyorsunuz…
İKBAL ABLAM, Diğerlerini saymıyorum bile… N’Olur Daha fazla nefret ettirmeden BIRAK BU KADIN PROGRAMINI… BIRAK… HAKİKATEN ÇOK ÜZÜLÜYORUM….

6 Ocak 2008 | Kategoriler: Diğer | Etiketler: , , ,

Cem YİĞİT

Cem YİĞİT; Lösemi hastası olan Cem Zonguldak Valiliğinden alınan yardım toplama izin belgesi ile yapılan yardım toplama organizasyonları neticesinde 287.000 YTL toplanmış,

Cem YİĞİT

Sevgili Cem, kampanya sonrası 5 ay süre ile lösemi hastalığı için tedavi gördüğü Yeditepe Üniversitesi hastahanesinde annesinden bulunan uygun iliğin nakli gerçekleşmiş ve taburcu olmuştu,

Cem YİĞİT

Ummadığın Anda Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği‘nin kurulmasında fikrii temeli olan Cem, ilik nakli sonrası rutin tedaviler için hastahaneye gitmiş son olarak da derneğe gelip üye olacağını bildirmişti.

“Bende bunu yeneceğim emin olun..”

deyip de bizlere verdiği sözünü tutamadı.

Sevgili Cem, 06-01-2008 tarih sabah 9 sularında aramızdan ayrılarak ebedii aleme intikal etmiştir.

Merhuma Cenab-ı Hak’tan rahmet, başta Annesi olmak üzere yakınlarına başsağlığı dilerim Ali SEVİMLİ

Taziye: Serkan YİĞİT, 0 533 340 88 29

Taziye: Taziye Defteri

Diyelim ki Avrupa’nın herhangi bir köşesinde yaşayan bir yabancısınız. Yine diyelim ki çok iyi Türk dostlarınız var ve sizi yılbaşı tatilinde ülkelerine davet etti. Binip uçağa geldiniz güzelim Türkiye’ye.Hava bozuk, dışarı çıkmak mümkün değil ve oturdunuz Türk ev sahibinizle televizyon izlemekten başka seçeneğiniz kalmadı. Ve Türk tercüman eşliğinde başladınız Türk televizyonlarını izlemeye…
Sabahın erken saatinde televizyonun tuşuna dokunduğunuz an evinizin içine, sanatçı geçinenlerin vıcık vıcık ilişkileri doluverdi. Üstelik magazin adı altında. Sanatçıların burnuna dayatılan kameralar, ‘ünlüsün o halde benimsin’ zihniyetindeki paparazziler, ‘Çekme kardeşim… Ama benim görevim’ şeklinde bitmek bilmeyen müptezellikler. Ne kadar marjinal, problemli kişilik varsa alayı magazin programı adı altında üzerinize boca edildi.Bu ülkenin sanatı hakkında iyi kötü bir fikir edindiniz ve kahvaltı sofrasına otururken başladı başka programlar. Seda’lar, Petek’ler, Lerzan’lar… Bu sefer toplumun alt tabakasındaki bataklığın ekrandan üzerinize boşaltılması. Teca*** edilmişse Lerzan’a, evden kaçmışsa Seda’ya, şiddet görmüşse Petek’e… Tuhaf hıçkırışlar, acayip stüdyo konukları, abuk sabuk cümleler vesaire… Ulusal kanalda sabah sabah üzerinize gelen bir başka çarpıklık.Bir de merak edip, program yapanların kimlikleri hakkında malumat istediniz. Biri oğlu yaşındaki çocukla beraber yaşamış, diğeri babası yaşındaki adamla beraber yaşıyor, öteki hakkında söylenenlerin haddi hesabı yok…

Arada Meclis TV diye bir yeri açtınız; ama durum daha fena. Asık suratlı ve sinirli, takım elbiseli adamlar, hepsi birbirini vatan haini olarak suçluyor…

Öğlen oldu bu kez kadın programları başladı. Koca dayağından komşu adama kaçmış kadınlar, baba şiddetinden psikopat adamlara kaçmış kızlar, yağlı kenar mahalle ablalarının yorumları, dişleri dökük amcaların ‘gel, milyonlarca seyirci önünde söz veriyorum bir daha dövmiycem’ diyen korkutucu tipler…

Karakol ve adliye binasına gitmek yerine TV binasını tercih eden bir ülkenin ahfadı…

Bir ara kapı önüne çıkıp tam normalleşmeye başlamışken, akşam haberleri için tekrar TV karşısına geçiş… Terör haberleri, cinayetler, ihanetler… Kurgu mu gerçek mi belli olmayan, güncel mi arşiv mi karışık duran görüntüler, fona giydirilmiş ünlü film müzikleri, kendisi psikopat olan sunucuların dilinden ülkenin halleri…

‘Yılbaşı gecesi turist kızları sıkıştırmış, çemkirmiş çakal’ diyen ruh hastası sosyopatlar…

Tam da, ‘yok mu bu ülkenin mutlu yüzleri, gülen insanları’ derken, karşınıza çıkan yarışma programları. Hiçbir şey bilmeden milyarları al götür naraları. ‘Kutuları açalım, milyonları saçalım’ cömertliği… Gündüz kadın programında gözyaşı döken ablalar, teyzeler, frapan giysiler, abartılı makyajlar ile yarışmacı olmuşlar…

Allah’a şükür ki daha siz Memedalibey’e denk gelmediniz, yoksa hepten harcamıştınız biz Türkleri!

Gece uyurken ve zihninizde ‘bu nasıl bir ülkedir?’ diye sorgularken, ertesi gün elinize geçen gazetelerin televizyonlardan daha berbat olduğunu görmeniz. İnterneti söylemeye bile gerek yokken üstelik…

Ve diyelim ki, bitti tatiliniz ve memleketinize döndünüz. Bir dostunuz ile karşılaştınız ve size o meş’um soruyu sordu: ‘Ee anlat bakalım, nasıl bir ülke Türkiye?’ Ne cevap verirsiniz? Pardon!.. Yüksek sesle lütfen…
05 Ocak 2008, Cumartesi – Zaman

26 Aralık 2007 | Kategoriler: Şiirler | Etiketler: ,

Hüzün Adres Değiştirir

Yakışmıyor cepheyi terk edişin,
Mert dayanır, namert kaçar sevdiğim.
Fazla sürmez hatanı fark edişin,
Hüzün eken, hüsran biçer sevdiğim.

Adet ettin aşk dersini asmayı,
Hüner saydın sırra kadem basmayı,
Yetti artık çok denedim susmayı,
İsyan eden bayrak açar sevdiğim.

Nice avcı bende silah sınadı,
Geri tepti,sineleri kanadı,
Kırılsa da yüreğimin kanadı,
Yine açar, yine uçar sevdiğim.

Bir resmimiz bile yoksa başbaşa,
Revamıdır ben yanayım,sen yaşa,
Aşk sunacak sakimi yok sarhoşa,
Yine bulur, yine içer sevdiğim.

Aynaların farkı kalmaz düşmanla,
Tanışırsın doğduğuna pişmanla,
Hüzün adres değiştirir zamanla,
Benden geçer,sana göçer sevdiğim.

Üzerime yar sevdiğin sahi mi?
Kalp çalmakta senin gibi dahi mi?
Ağlama der dosta aşık Daimi,
Bu da gelir,bu da geçer sevdiğim.

(cemal safi)

Sayfa: « Geri 1 2 3 ...4 5 6 7 8 9 10 11 12