1 Nisan 2008 | Kategoriler: Diğer | Etiketler: , ,

Bu gün bir nisan, ilkginç şakaların günü olarak bilinir. Birini delirtmek için bulunmaz fırsat, ve “-he hee, şakaa. Bir nisan” diyerek. Bir çıkış yolu olarak görebilirsiniz.

Nisan’ın tarihçesi 15. yüzyılın sonlarında, Haçlı ordusu Endülüs Müslümanlarının son kalesini kuşatır. Uzun süren bir kuşatma olmasına rağmen, kış aylarının da etkisiyle, kale korunabilmektedir. Durumun zorluğunu anlayan Haçlı ordusunun komutanı değişik taktikler düşünmektedir. En sonunda 31 Mart gecesi Kalenin önüne giderek bir elinde Kur?an bir elinde İncil ?Şu iki kitap üzerine yemin ederim ki, teslim olursanız BU AKŞAM size bir şey yapmayacağım? der. Gerekli görüşmelerden sonra canlarının kurtarılması karşılığında Müslümanlar kaleyi teslim ederler. Ertesi sabah, yani 1 Nisan sabahı, Haçlı ordusu komutanı bütün Müslümanların öldürülmesi için emir verir. Bunun üzerine Müslümanlar ?Yemin etmiştiniz,bize söz vermiştiniz? dediklerin de Haçlı ordusu komutanı ?Benim sözüm size DÜN AKŞAM içindi, bugün için size bir sözüm yoktur? diye cevap verir ve bütün Müslümanlar orada Şehit edilir. İşte o gün bugündür 1 Nisan hristiyanlar arasında Hile günü olarak kutlanmaktadır ve bu bir gelenek haline gelerek Günümüzde 1 Nisan şakası haline gelmiştir.

Bizler bu geleneği sürdürmeye devam edelim değil mi?

diger bir rivayet ise ;

1564 – İlk ?1 Nisan? şakaları Fransa?da yapılmaya başlandı. Bu yıl değiştirilen takvime göre, eski yılbaşı sayılan Nisan?ın 1?i, yerini yeni yılbaşı 1 Ocaka bırakmaktaydı. Nisan?ın ilk günü yeni yıl kutlamaya alışmış olan halk ve yeni takvim uygulamasını beğenmeyenler, çeşitli şakalar yapmaya başladılar. Fransızlar, bu şakalara Poisson D?avril (Nisan balığı) adını verdiler

Sabaha karşı 04:53 : ) Günlüğünüzü güncelleyin arkadaşlar …
[dm]1[/dm]

29 Mart 2008 | Kategoriler: Sevdiğim Yazılar | Etiketler: ,

“Ben değişmem, ben buyum” diyen kimse hiç değişmez. Çünkü değişmeye niyeti yoktur. “Ben değişmem, ben buyum.” sözü bir bakıma doğrudur. İnsanlar hiçbir zaman bütün bütün değişmezler. Devamını oku…

28 Mart 2008 | Kategoriler: Diğer | Etiketler: , ,

2008 Eurovision Şarkı Yarışması temsilcisi ülkemizin temsilcisi olarak Mor ve Ötesi seçilmiş ve Deli adlı parçasıyla katılacaktır. Deli Parçasını İzlemek içintıklayın

Bulgaristan temsilcisi olarak Deep Zone & Balthazar ikilisinin temsil edeceği Bulgaristan’ın, Belgrad’a göndere
ceği uptempo tarzındaki parçanın adı ise Dj, take me away. benim çok hoşuma gitti.
Dj, take me away İzlemek için tıklayın

Bence bu yıl 1. olacak parça Bulgaristan’ın olacaktır.
Ama dinledim de çıplak sesiyle dinlendiğinde o kadar kulağa hoş gelmiyor. onun için yine bizim şarkımız çok iddalı.

20 Mart 2008 | Kategoriler: Diğer | Etiketler: , , , , , , ,

Çoban seçilen, kurt olursa
Bekçi, hırsız olursa
Lider keyfine uyup halkı unutursa
Sorunları kim çözecek herşey karışırsa?

20 Mart 2008 | Kategoriler: Diğer | Etiketler: , ,

Nevruzun ilk günü, yani baharın geldiğinin kanıtı.

Baharın gelişini, doğanın uyanışını temsil eder. Türk kavimleri tarafından M.Ö. VIII yy’dan günümüze kadar her yıl 21 Mart’ta kutlanır.

Spring · Summer · Autumn · Winter

16 Mart 2008 | Kategoriler: Sevdiğim Yazılar | Etiketler: , , , ,

Genç Siviller, birbirinden ilginç eylemleriyle dikkat çekiyor. Genç Siviller’in gündeminde dün kapatma davası vardı.Genç Sivil

Yine çok konuşulacak sloganlar ortaya atıldı: “DTP, AKP tamam, kaldı 48! Düzgün bir demokrasimiz olmadı, bari adam gibi bir totalitarizmimiz olsun. Tek parti olsun, temiz olsun.” Gençler, AK Parti’yi kapatmak için kendi gerekçelerini de ironik bir üslupla sıraladı. Bunlardan bazıları şöyle:
Devamını oku…

GoogleGoogle (NASDAQ: GOOG), bugün,organizasyonlar içerisinde birlikte çalışan takım arkadaşları, ekipler için web sitesi oluşturma işlemini, bir elektronik belge düzenlemek kadar kolaylaştıran Google Sites? uygulamasını tanıttı.Google Sites, kullanıcılarına, video, takvim, sunum, ekler ve metin dahil olmak üzere, çeşitli bilgileri tek bir yerde hızlı toplama olanağı veriyor ve bunları, görüntülenmesi veya düzenlenmesi amacıyla, küçük gruplarla, firmalarla ve hatta dünyayla kolayca paylaşmalarını sağlıyor.
Devamını oku…

İnşallah iyi bir donanımcı veya iyi bir programcı veya iyi bir networkçü
veya iyi bir system administrator olacaksın.

Yanlız şu mühim meseleleri sakın aklından çıkarma: Bu kainatın öyle bir
donanımcısı vardır ki, bütün mevcudâtı ve içinde yer yüzünü create etmiş,
güneşi bir power source, ayı bir system clock yapmış. O power source’dir ki
kesintiye uğramaz ve o system clocktur ki şaşmaz ve şaşırmaz, o donanımcının
ilminin ve sanatının nihayetsizliğini gösterir.

Bu zât aynı zamanda öyle yüce bir programcıdır ki, şu muazzam dünya üzerinde
çalışacak şekilde koca hayat programını yazmış, yüzbinlerce yıldan fazladır,
error verdirmeden, crash ettirmeden çalıştırıyor. Eğer onun ne kadar iyi bir
programcı olduğunu da anlamak istersen, önce kendine bak. Gözünle
göremediğin küçücük bir hücrene bütün kodunu save etmiş ve yine o küçücük
hücrende execute ettiriyor. Madem ki DNA’nın bir program olduğu apaçıktır,
ve bir program programcısız olamaz demek ki senin programcılığın ancak o
büyük zâtın programcılığına ancak bir ayna hükmündedir.

Yine senin bütün hücrelerinden oluşturduğu network’ün içinde hadsiz
protokollerle o hücreleri konuşturduğu gibi, madem ki senin de diğer
insanlarla türlü dillerde ve protokollerde konuşabilmen için gerekli
donanımı yanına vermiştir, öylece de gördürüyor, konuşturuyor ve dinletiyor.

Ve madem ki sen etrafındaki bütün cisimlerden haber alasın diye işık, ses
gibi türlü mediayı hazırlamış kullandırıyor, ve sen bunları keşfeder,
kullanır fakat bir yenisini ekleyemezsin, o halde öyle büyük bir network
uzmanı zât vardır ki senin her türlü ihtiyacını bilir, ona göre teçhizatını
verir. Senin networkçülüğün ancak onun, sonsuz ilminden sana verdiği bir
küçük parça ve bir büyük nimettir.

Arkadaş, aldanma! Şu güzel dünya hayatı programı bir limited trial
version’dur, görüyorsun ki elde ettiğin malı mülkü hiç bir surette save
edemiyorsun. Öyle ise, bu kâinat yazılımını yazanı tanı. Hem hiç mümkün
müdür ki bir programcı bu kadar güzel bir program yapsın ve yaptığı
programda about kesimi koyup kendini tanıttırmasın.

Öyle ise bu kainatın en büyük donanımcısı, programcısı, networkçüsü ve system

administrator’u olan
zâtın her yere işlediği about kesimlerini gör, öğren,full versiyonunu
kazanmak için çalış. Unutma ki hiç bir hareketin atlanmadan çok dikkatli
loglar tutuluyor. Bu loglar herşeye gücü yeten o system administrator
tarafından kontrol edilecektir.

Ey insan! İnsan isen, şu güzel işlere, tabiatı, tesadüfü, abesiyeti,
dalaleti karıştırma; çirkin etme, çirkin yapma, çirkin olma.

11 Şubat 2008 | Kategoriler: Sevdiğim Yazılar | Etiketler: ,

Öyle bir şarkı vardı hatırlar mısınız?
“Tarlalarda boy atasız,
Ananıza tez çatasız…”
Filan gibi mısralarla devam ederdi… Andıç medyası ve kadrolaşmış jakobenizm ile mücadele ederken aklıma hep bu türkü geliyor.
Fikrin en ufak kırıntısına hasret kaldığımız, iliğine kadar işlemiş klişelerin, tek tipçiliğin bayraklaştırıldığı ülkenin ‘efendim başka sorunlar dururken, nerden çıktı bu türban’ diyenlerin cıngılı olmalı bu türkü…Mesela şöyle bir mantığın ne kadar sakat olduğunu bilmeden kurgulayabiliyorlar: “Efendim bakınız işte, yapılan araştırmaya göre, örtünmeden dolayı üniversite okuyamayan kızların oranı yüzde 1 bile değil…”

Eh be canım ağabeycim, kendi kazdığın kuyuya düşmüş olmuyor musun o halde?

Bu küçümsediğin ‘yüzde 1′lik kısmın korkusundan ülkeyi bir gerilim çanağına çeviren kim, sen misin yoksa kedi mi?

Bir cüce palavrası daha: Toplumsal mutabakat!

İlk bakışta afili, cafcaflı, janjanlı görünüyor değil mi?

“Efendim yasak kalksın diyoruz, ancak toplumsal mutabakat ile kalksın…”

Canımın içi jakobenlerim, özgürlüklerin kalkması için mutabakat filan aranmaz. Söz gelimi toplumun yüzde 1′ini bile oluşturmayan bir azınlığın, herhangi bir hakkını vermek için mutabakat ararsanız, bu ülkede azınlıkların esamesi okunmaz!

Hem bu yasağı hangi toplumsal mutabakatla koydunuz ki, kaldırılırken mutabakat arıyorsunuz?

Özgürlükler için değil, yasaklar için toplumsal mutabakat aranır…

Ha, ‘değil yüzde 46, yüzde 99 alsalar bile bu ülkeyi onların yönetmesine izin vermeyiz’ diyen jakoben kafadansanız elbette yapacak bir şey yok!

Ve fakat, kişisel anlamda inanca alerji duyanları anlamaya çabalamakla beraber, yaptıkları manipülasyon ve art niyetlerini midemin kaldırmadığını ifade etmek isterim. Geçtiğimiz gün bir öğretmenimiz bana mail atmış. Diyor ki: “37 yıllık öğretmenlik dönemimde hep çağdaş çizgide eğitim verdim, sizin gibi yazarları okudukça boşuna çabaladığımı düşünüyorum…”

Ülkenin kendi klişe genellemeleriyle bakıldığında hocamız ne kadar da haklı… Klişe mi, buyurun işte önceki gün cehaletin azgınlaştırdığı bir jakoben yazmış, ‘kapanarak özgürleşilmez…’ Özgürleşmeyi kılık kıyafette, dış görünümde algılayan bu zihniyete, pigmeleri en çağdaş ve özgür insanlar diye sunmakta sakınca yok o halde: Türkiye, Etiyopya olacaktır! (Pigme ve Etiyopyalılardan özür dileyerek tabii.)

‘Türban olayını kaşıyorlar, böyle bir sorun yoktu’ diyenlerin gözlerinde çok ciddi sorun olduğuna inanmaktayım. Tabii ki kendilerine göre sorun yoktur, olmayacaktır! İnancını yaşamayı yasaklayanların, olayı kaşıya kaşıya yaraya, ardından kangrene dönüştürdüklerinin kanıtı da vardır elimizde. Misal bir genç araştırmacı oturup Andıç Medyası’nda bir yılda yer alan köşe yazılarının bir istatistiğini çıkarsa da görsek!

Acaba kaç köşe yazısı inanç aleyhine ve dindar insanların rahatsız olacağı yazıdır? Din ve dindar aleyhine yapılan haberlerin rakamsal verisi ortaya çıktığında, kaşıyıcılar ve yarası olanların tablosu ortaya çıkacaktır eminim.

Bir başka palavra: Ekonomik sıkıntı devam ederken bu türban çabası niye?

Allah Allah! Kimse ’sadece türbanla uğraşılsın’ demiyor ki! Bir yandan özgürlükçü yasalar çıkarken, ekonomiyi askıya alanlar mı var? Bu milletin hepsi o cücelerden midir ki, sadece aklına sapladığı dogmayla uğraşsın, başka her şeyi ikinci plana itsin…

Ah ne diyordu baştaki şarkı; cük cük cücelerim, menim güççük cücelerim!

NOT: Tam yazıyı noktaladığımda ‘Biz kaç kişiyiz’ diye bir siteye girdim. Manzara gerçekten inanılmaz. Ancak gelecek yazıya detaylı şekilde alabiliriz.
11 Şubat 2008, Pazartesi

Sayfa: « Geri 1 2 3 ...4 5 6 7 8 9 10 11 12 İleri »